29 Kasım 2012 Perşembe

Bugünlerde neler oluyor?


Birkaç gündür yazamıyorum, daha doğrusu içimden yazmak gelmedi..
Uzak bir akrabadan ziyade, çok yakın bir aile dostumuzu kaybettik...
Ölüm karşısında tepkiler farklıdır, ben sağlam durmaya çalışırım...sanırım beni en çok üzen "o kişiyi bir daha göremeyecek olma" duygusu..

En başında söylemiştim size, Kasım hüzünlüdür diye...bir hafta önce şaşırıyordum, "ne kadar harika bir Kasım geçirdik böyle, kedersiz" diyordum ancak Kasım son haftasında çalımını attı yine bana..

Neler yapıyorum peki bu aralar?
Fotoğraf çekiyorum, tıpkı yukarıdaki gibi doğa fotoğrafları..biraz hüzünlü ama bu ara hem benim gözüm, hem Antalya böyle..

Ben kitapevlerinde "çok satanlar" listesiyle pek ilgilenmiyorum, daha çok sadık olduğum yazarlar var, önceliği onlara veririm; yeni bir kitabı çıktıysa tercihim o yazarın kitabı olur...tıpkı birkaç gün önce aldığım Amin Maalouf'un "Doğu'dan Uzakta" sı gibi..Kitap hakkında henüz yorum yapamayacağım, çünkü onu en sona sakladım...sizde de var mı bu psikoloji bilmem ama bu tıpkı şunun gibi : hani tabağınıza çeşitli yemekler alırsınız, en sevdiğiniz yiyeceği en sona bırakırsınız, tadını çıkara çıkara yersiniz...benim için Amin Maalouf kitapları bu tanıma uyuyor:-)


Bir de tavsiye üzerine okuduğum kitaplar var.
Yukarıda gördüğünüz "Grinin/Karanlığın Elli Tonu" serisiyle ilgili çok tavsiye aldım, pek umursamadım. Sonra geçen ay Tempo dergisi de bu kitaba yer ayırmış, dikkatimi çekti, okumak istedim. Kitabın ilk bölümü bitti, ikinci bölüm de bitmek üzere..
Alacakaranlık ya da Ejderha Dövmeli Kız serilerini okudunuz mu bilmiyorum ama Elli Ton serisi de bu tipte kitaplar...yani edebi yönü zayıf, kolay okunabilen -okumaya cumartesi günü başladım, her bir kitap 630 sayfa civarı, bir hafta olmadı ama bugün ikincisi bitecek gibi görünüyor:/- , çabuk tüketebileceğiniz türden..ha bir de diğer "sabun köpüğü seriler"den farkı, oldukça müstehcen olması..yüksek ihtimalle bu serinin de filmini çekeceklerdir, ancak ben kitabı okuduysam ne yazık ki filmden aynı keyfi alamıyorum, birşeyler eksik kalıyor. Bu konuda bir tek "Yüzüklerin Efendisi"ni ayırırım, zira film uyarlamaları da en az kitaplar kadar başarılıydı.

Tabii Selim Efe de bu arada boş durmuyor; eline tutuşturduğumuz çocuk kitapları kendisini kesmedi, bizim kitaplara sulanmaya başladı:-) Mızmızlanmasını durduramayınca mecburen kitaplarımızı kendisiyle paylaşmaya başladık..neyse ki yırtmıyor!:-)


Kış geldi, bizim semt pazarının harika çiçekçisi geldi..ben de birbirinden güzel çiçekler aldım, şu ara onlarla konuşuyor, saksılarını düzenliyor, bakımlarını yapıyorum:-) Bu hafta size fotoğraflarını çekip yayınlayayım..Bunlar da ilk hasatım:-)




Bu aralar sıklıkla dinlediğim, çok sevdiğim Bach ile buradan uzayayım..:-)

8 yorum:

  1. Hüznünüzü paylaşıyorum.

    Amin Maalouf okumaya yeni başladım. İlk kitabım Semerkant idi. Şimdi Yüzüncü Ad'ı okuyorum. Sırada Doğu'nun Limanları var, bunlar elimde olanlar. Sanırım diğer kitaplarını da okuyacağım. Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl'ı ve Afrikalı Leo'yu çok merak ediyorum.

    Selim Efe'nin kitaplarla içiçe olması harika. O büyüdükçe, bir çocuğun kitap okumasının ne muhteşem bir şey olduğunu; evde sehpada, masada, mutfaktaki rafta, orda, bura kitaplar görmenin sıcaklığını sanırım siz de hissedeceksiniz :-)

    Kasım hüznünüzde sizi biraz gülümsetebilmek adına : Kızım, lisye başladı. Ankara Atatürk Lisesi'nde. Annemde kalıyor. O okulu sırf Fransızca seçmeli dili var diye seçti. Fransızca'ya, Fransa'ya, Fransız kültürüne bayılıyor. Moda ile yakından ilgileniyor. Bu nedenlerle, sizin blogunuzu ona önermiştim. Çok beğendi. Evinizi ve tarzınızı da :-)

    Ankara'ya gidiş yazısını şuradan görebilirsiniz :

    http://www.afl.org.tr/genel/155-kizimi-gurbete-yolladim

    ( Sonradan bu yazı başlığını Kızım Sılada diye değiştirdim ama sitede adresi gurbete-yolladim olarak görünüyor :-) )

    YanıtlaSil
  2. Betül Hanım merhaba,

    Çok teşekkür ederim..

    Beatrice'ten Sonra 1.YY hariç, Amin Maalouf'un diğer tüm kitaplarını okudum, inanın pişman olmayacaksınız;-) Hatta bundan yıllar önce İzmir Fransız Kültür Merkezi'ne gelmişti, kendisiyle tanışma fırsatını kaçırmıştım:-( Bazı kitaplarının orjinalleri var bende -Fransızca yazıyor-ancak dilimize yapılan çeviriler de en az orjinalleri kadar başarılı.

    Selim Efe henüz 27 aylık ancak umarım ileride de kitaplara olan bu ilgisi devam eder..yani bizim temennimiz bu..

    Yazınızda bahsettiğiniz gibi, sizin için zor olacak ama kızınız adına çok sevindim:-) Benim eşim de yatılı okumuş, çevremde yatılı okuyan çok kişi var, hepsinin de zorluklara daha kolay göğüs gerebildiklerini gözlemliyorum...inanın kızınız için müthiş bir deneyim olacak..gerçi tüm aile seferber olmuş kızınızın rahatı için ama yine de çekirdek aileden uzak kalması farklı birşey..

    Eh madem Fransa ve Fransız dili ve kültürüne meraklı, o zaman onun için burada zaman zaman birşeyler paylaşalım;-)Ben de modanın iyi bir takipçisi sayılabilirim, birebir modayı uygulamaktan ziyade, okumasını, tasarımcılar hakkında bilgi sahibi olmayı önemsiyorum.

    Bu arada kızınız Fransa, Fransızca ya da Fransız kültürü hakkında aklına takılabilecek, cevap bulamadığı herşeyi e-mail adresimden ulaşarak bize (biz diyorum zira benden başka başta eşim olmak üzere çevremde çok fazla "frankofon" kişi var)de sorabilir;-)

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Çok teşekkür ederim.
    Diğer yorumlardan gördüğüm kadarıyla isminiz Ayşe. Konuşmanın kolay yürümesi için bundan böyle Sevgili Ayşe desem, bir de "siz" yerine "sen" demeye başlasam(yaşınızın benden küçük olduğunu da dikkate alarak :-) ) ayıp olmaz umarım :-) Siz de bana "sen" ve kısaca "Betül" diyebilirsiniz :-)

    Sevgili Ayşe, ben de liseyi yatılı okudum. Haftasonları evci çıkıyordum ama yine de yatılılık nedir, yaşadım. Hala lise arkadaşlarımla iletişim halindeyiz. Hatta, bizden büyük dönemlerle de :-) Lise çağı, eğer güvenli bir ortamdaysanız, hayata atılmak için en doğru zaman sanırım.

    Kızım Zeynep çok mutlu olacak, Fransızca ve moda paylaşımlarını ben de merakla bekliyor olacağım. Aynen, Zeynep de bu konularda okumaya, tasarımcıları incelemeye çok meraklı. Ben bu konularda bilgi sahibi olmadığımdan, ondan öğreniyorum :-)

    Sevgilerimle...



    YanıtlaSil
  4. Tamam anlaştık, ben de Betül/sen aşamasına geçiyorum o zaman:-)

    Zeynep ne kadar güzel bir isimdir, Selim Efe kız olsa benim kızımın da ismi Zeynep Lal olacaktı:-)

    Facebook sayfama da zaman zaman videolar koyuyorum, bundan sonra Fransızca olanlara da yer vermeye dikkat ederim:-)

    Bu da benim Facebook sayfam:

    https://www.facebook.com/Smyrnetalya?ref=ts&fref=ts

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. Zeynep Lal de Selim Efe gibi çok güzel bir isim sevgili Ayşe. Umarım kızın olur ve bu adı koyarsın...Facebook sayfana da bakacağım ilk fırsatta...Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  6. Zeynep Lal de Selim Efe gibi çok güzel bir isim sevgili Ayşe. Umarım kızın olur ve bu adı koyarsın...Facebook sayfana da bakacağım ilk fırsatta...Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  7. @anne ve bebişleri merhaba,
    çok teşekkür ederim, dostlar sağolsun..

    YanıtlaSil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email