27 Aralık 2012 Perşembe

Çocuklu mu çocuksuz mu?

Geçen yıl bu zamanlardı; eşimle Budapeşte, Viyana, Prag turu yapmaya karar verdik. Aslında ilk etapta niyetimiz sadece Prag'ı görmekti, ancak bilhassa Budapeşte'nin tek destinasyon olarak gidilmeye değer bir yer olmadığını öğrendiğimizde, Viyana ile Budapeşte programını da Prag'a dahil etmeye karar verdik.

Bir önceki yazımda bahsetmiştim; eşimin işi sebebiyle, bizim yazın seyahat etme gibi bir olasılığımız yok...dolayısıyla Aralık ayı demek bizim için seyahat ayı demek son yıllarda. Bu geziye Selim Efe'yi götürüp götürmeme konusunda pek kararsız kaldığımızı söyleyemem; kendisini direkt babaanne, dede ve anneannenin şefkatli ve güvenilir kollarına bırakmayı tercih ettik.

Yolculuğa başladığımız günden itibaren ne kadar isabetli bir karar aldığımızı farkedip içimiz rahatladı, zira her sabah 06.00 departlı bir koşturmaca ve 7-10 derece sıcaklıkta -Antalya'nın ikliminde yaşayan biri için bu bile çok soğuk bir hava:/- 1,5 yaşındaki bir bebeği oradan oraya sürüklemek tam anlamıyla ona haksızlık olacaktı. Tabii bu arada eğer bizimle gelmiş olsaydı, ileride bu seyahati hiç hatırlamayacak olması da cabası..

Ancak dönüşümüzde bizi bir sürpriz bekliyordu: Selim Efe 2 hafta boyunca bilhassa bana karşı tavır aldı! Evet yanlış duymadınız, 2 haftaya yakın bir süre benim kucağıma gelmekten, bana yaklaşmaktan kaçındı, babasıyla vakit geçirmeyi tercih etti. Nasıl üzüldüğümü ve sıkıntılı anlar geçirdiğimi anlatmama gerek yok sanırım..

Bu olay sonrası düşüncemiz, Selim Efe'yi bir daha bu kadar uzun süreli bizden ayrı bırakmamak yönünde...
Siz olsaydınız ne yapardınız? Ya da bu tip bir deneyim yaşayan var mı aranızda?

Yazının sonunda sizleri bu yolculuğa ait fotoğraflarla başbaşa bırakmak istiyorum. Hem belki aramızda gidecek olanlar varsa, onlara da bir fikir olur!:-) Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, çok keyifli bir yolculuktu, bilhassa Prag gerçekten rüya gibi bir şehir!

Önce Budapeşte





Şarkılara konu olan meşhur Estergon Kalesi


Bratislava






Viyana
Kendimi en güvende hissettiğim şehirdi. Sonradan öğrendim ki, dünyada Zürih'ten sonra en güvenilir kentmiş:-)





Ve rüya gibi şehir Prag..










Üniversite yıllarında Kafka hayranı biri olarak bu kitapçıya bayıldım...Üstelik satın aldığınız kitaplara da özel kaşelerini vuruyorlar, çok şık...


Saksonya'nın başkenti Dresden...





Prag'a birkaç saat uzaklıktaki Karlovy Vary..



Bu şehir doğal su kaynakları ile meşhur, tedavi amaçlı gelen çok fazla ziyaretçisi var. Bu ziyaretçilerden biri de Mustafa Kemal Atatürk..
İşte Atatürk'ün böbrek rahatsızlığı çektiği dönemde bir ay boyunca konakladığı otel..



Burası da Karlovy Vary'nin en işlek otellerinden biri olan Grand Hotel Pupp...Zamanında burası Atatürk ve Nazım Hikmet'in de uğrak yeriymiş..harika çikolatalı süt yapıyorlar..


Bu da Atatürk'ün kalmış olduğu Carlsbad Plaza Hotel'in ön cephesi...
Önemli konukları Atatürk ve Sigmund Freud'u unutmamışlar..




3 yorum:

  1. valla direkt bırakıyorum ben...bebkle çooooookk zor... gerçi benimki ebkliğinden beri çalışmamdan dolayı bir hafta anneanne bir hafta babaanne gezdi durdu... 8 aylık memeyi de bırakınca bazen pt den cumaya anneannede kalıyor veya babammede kalıyor.. alışık olduğu için herhalde tavır falan olmuyor hatta beni görünce kucağıma bir atlayışı varki değmeyin keyfime.. tabi her bebek farklı.. kişilikleri var onların.... çok zekiler hepsi....

    YanıtlaSil
  2. benim bebeğim de 16 aylık ve bu baharda tatile gitmeyi çok istiyorum. onu 4-5 gün bile olsa hem annesiz hem babasız bırakmak istemiyorum ama eşim de yanımıza almamıza karşı... biz eşimle daha önce ayrı ayrı 4-5 günlük tatillere çıktık, ebeveynlerden biri muhakakkak bebekle kalmalı bence. ya da yabebeğimizle gezmeliyiz, tabi iklimi ve mutfak kültürü uygun yerlerde... bu arada ben kk'den dolly, nostalji kraliçesi evim konusundan...

    YanıtlaSil
  3. Kızlar selam,

    Ben de artık oğlum olmadan uzun süreli bir yolculuğa gidemeyeceğim sanırım..çünkü o tavır almasını asla unutmayacağım..o büyüyene kadar ona göre program yapmaya karar verdik.
    Yazın problemimiz yok zaten, ben Antalya'da yaşıyorum, abim ve arkadaşlarım Çeşme/Bodrum hattındalar..
    En güzeli heryere onları da götürmek..

    YanıtlaSil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email