29 Ocak 2013 Salı

Evettt, ner'de kalmıştık?:)

Dün halılar üzerindeki temalardan bahsetmiştim...yani o güzelim halıların üzerindeki motiflerin hiçbiri rastgele şekiller değil, hepsinin anlamları var..Bu motifler bölgelere göre farklılık gösterir, halıların üzerindeki motiflere ve renklere bakarak o halının hangi bölgeye ait olduğunu anlayabiliriz.

Bu konuda hoşuma giden detay ise, halı ya da kilim üzerindeki motiflerin, onları dokuyan kişinin duygularını, mesajını iletmesi :)

İşte halılarımız üzerinde en sık görülen motifler ve anlamları..



Halılarımızda sıkça gördüğümüz bu motifin ismi "Koç Boynuzu"; gücü ve üretkenliği temsil eder.


Bu motif "Hayat Ağacı"; hayatı ve ölümsüzlüğü, ölümden sonra yaşama inancı simgeler.


Yine halılarda gördüğümüz "Haç ve Çengel" işaretlerinin insanları tehlikeden koruduğuna inanılır.


Bu motif bir genç kızın çeyiz sandığını simgeler, sandıkta genç kızın ümitleri vardır.



"Göz" motifi adından da anlaşılacağı gibi, kem bakışlara karşı koruma amaçlı dokunan bir motiftir.


Evet bu bir "Akrep"!:) Bu motif hayat kurtarır :)) Yani dışarıdan, haneye gelecek olan kötülüklerden korunma amaçlı bir motiftir.


"Saç bağı" motifi, halıyı dokuyan genç kızın evlilik dileğini temsil eder.


"Eli Belinde" motifi, anneliği, dişiliği ve bereketi temsil eder.


"Kuş" motifleri iyi, güzel haberleri simgeler. Aynı zamanda aşk ve bereketin de sembolüdür.


"Su Yolu" motifi, suyun insan hayatı üzerindeki önemini vurgular.

Ancak ne yazık ki bu motifler artık genç kızlarımız ya da kadınlarımız tarafından dokunmuyor...daha doğrusu dokunamıyor, çünkü makine halılarının maliyetinin ve dolayısıyla satış fiyatlarının düşük olması, el dokuma halı ve kilimlere olan talebi oldukça azalttı, hatta diyebiliriz ki yüzyıllardır süregelen bu sanat bu topraklarda bitti..ve şimdilerde bu halılar ne yazık ki Çin'de dokunuyor.

Bu halıların değeri hakkında fikir sahibi olabilmeniz için şu kısa hikaye yeterli olur sanırım..
İstanbul'daki Yıldız Sarayı'nı hepimiz biliriz...İşte bu Yıldız Sarayı'nın "Tören Salonu"nda 406 metrekarelik, yaklaşık 4,5 ton ağırlığında bir Hereke halısı mevcut..İzmit Hereke'de dokunmuş olan bu halıyı sarayın kapısından içeri sokamıyorlar. Bunun üzerine sarayın ön duvarını yıkıp halıyı yerleştiriyorlar, ardından duvar yeniden örülüyor.

Bir zamanlar bir halı uğruna sarayın duvarlarını yıktıran zihniyetin bugünkü ekonomik koşullara yenik düşmesi maalesef hem düşündürücü hem üzücü...gönül isterdi ki, bu el dokuması, göz nuru şaheserler eski ihtişamlı günlerine geri dönsünler, kıymetleri daha geniş kitlelerce bilinsin..

Yazıyı birkaç güzel halı görseliyle noktalamak istiyorum..

Önce bizim de evimizde bayılarak kullandığımız Yağcıbedir halısı ile başlamak istiyorum :)



Bu da eşimle benim gözbebeğimiz Yahyalı..şansa bakın ki bizde oldukça eski bir Yahyalı mevcut :) Şöyle halılarımıza bakıyorum da, sanırım ben canlı renklere sahip halılardan hoşlanıyorum:)


Eh, bir Hereke halısı koymadan olmaz:)
İşte bu da yukarıdaki hikayede bahsi geçen Tören Salonu ve Hereke halısı..


Hereke halılarından yakın bir detay..


Döşemealtı halılarından Antalya'ya taşındığımda ve eşim sayesinde haberdar oldum:)
Antalya Arkeoloji Müzesi'nde de çok güzel Döşemealtı halılar mevcut..



İşte bir zamanlar Osmanlı'da en önemli halı imalathanelerine ev sahipliği yapan Uşak'ın halıları..



Pastel tonlarda olmalarına rağmen Milas halılarını seviyorum:)


Not: Bu güzel mini yazı dizisini hazırlamamda emeği olan, eski profesyonel turist rehberi eşime gönülden teşekkür ederim!:)


3 yorum:

  1. çok güzel bir yazı dizisi olmuş Ayşecim, ellerine sağlık!

    Türk halılarını dekorasyonda nasıl kullanabileceğimize yol gösteren bir yazı da bekliyorum senden :)

    YanıtlaSil
  2. bayıldım detaylı anlatımlarına ve görsellere!
    el halımız vardı ısparta halısı , hatırlıyorum yeşildi ve çok ağırdı, ama ne oldu kimbilir kullanılmaya kullanılmaya, belki de atmıştır annem,sormam lazım.. kilimler de vardı ama hep eskidi,atıldı sanırım..
    bu kadar emek veriyorsun bloğa, rica ediyorum okuyan arkadaşlardan, daha çok yorum gelsin.. blog yazarken yorum almak; en mutlu eden durum , en önemli geribildirimdir. g+ hesaplarından , yoksa da bir zahmet google hesabı(gmail) açıp yorumlarda bulunabilirler,kendi adlarının görünmesini istemezlerse de nick yazabilirler.
    sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Şebnemcim selam,
    Seni yeniden görmek çok güzel!:)
    Bizim de annem ve ananem tarafından dokunan halılar vardı ama abim el koydu onlara, aslında seviniyorum çünkü gözü gibi bakıyor:)Ama etrafımda bu halıları eskimeden de elinden çıkaran çok...çünkü dünyada en ünlü ürünlerimizden biri olan Türk halıları hakkında hiçbir bilinç verilmiyor bize çocukluktan..:( Bu konuyla ilgili Fransızlar'ın bir girişimini öğrendim geçenlerde, içim gitti..en kısa zamanda bu konuyla ilgili yazıp sizlerle paylaşmak istiyorum..

    Valla okuyan çok sanırım ama evet yorum yok pek :) Evet belki google hesabı olmamasından kaynaklanıyor olabilir:)Çok incesin Şebnemcim, teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email