28 Mayıs 2013 Salı

Ah ben hep bu hataya düşüyorum..
Okumadığım kitabın filmi hali hazırda çıktıysa, hazıra konup filmi izlemeyi tercih ediyorum..tabii sonuç hakkında çok fikrim olmuyor, ta ki denk gelip te kitabı okuyana kadar.."denk gelip te" diyorum, çünkü sizde nasıl oluyor bilmiyorum ama ben eğer filmi izlediysem bir süre kitabını okuma ihtiyacı hissetmiyorum..

O yüzden en güzeli, önce kitabı okumak..
Çünkü inanın bana kitaplar çoğunlukla filmlerinden çok daha güzel oluyor. Bugüne dek kitaba uygun bir şekilde güzel uyarlanmış tek film Yüzüklerin Efendisi'ydi kanımca..senaristler gerçekten iyi çalışmış, oyunculuklar da mükemmeldi..zaten son seri "Kralın Dönüşü" ile Akademi Ödülleri'nde şov yaparak ne kadar güzel bir uyarlama olduğunu aldığı ödüllerle kanıtladı.

Great Gatsby/Muhteşem Gatsby'ye gelince..Amerikan Edebiyatı ile haşır neşirliğim üniversite zamanı okuduğum Hemingway kitapları ile sınırlıydı, son birkaç yıldır Paul Auster ile yeniden start aldı. Klasik olarak nitelendirilen Fitzgerald falan bilmem, hiç okumadım. O yüzden filmi kitapla kıyaslayamam ama izlediklerimi değerlendirebilirim. Ancak Moulin Rouge ve Romeo and Juliet filmlerini hatırlarsak, yönetmen Baz Luhrmann'ın pek kitaba sadık kaldığını sanmıyorum:)

Filmdeki görüntüler tam anlamıyla "görsel şölen", bayıldım! Filmi 3D çekmeleri süper olmuş, çünkü öyle görüntüler var ki, 3D olmasa bu kadar anlamlı olmazmış..

Filmde benim en çok dikkatimi çeken detay, kıyafetler ve müzikti.
Filmin 20'li yıllardaki Amerikan yaşantısını -ahlaki çöküş, çılgın partiler, zenginliğin mutluluk getirdiği inancı, vs.- anlattığını düşünürsek, bir anda Jay Z, Beyonce, Lana del Rey ya da Gotye'nin sesini duymak garip geliyor ama kesinlikle çok etkileyici:)

Kıyafetler kesinlikle olaydı! Tam döneme uygun, o şatafata uygun muhteşem kıyafetler...sonradan öğrendim ki, filmdeki tüm kıyafetlerin tasarımı Miuccia Prada'ya emanet edilmiş...eh sözkonusu Prada olunca,  yıkılıyordu kıyafetler, resmen defile izlemiş gibi oldum:)




İtiraf ediyorum: eskiden Leonardo di Caprio'yu ekranda izleyip bayılan genç kız kitlesini hiçbir zaman anlayamadım:/ Çok bebek suratlar tipleri çekici bulmuyorum sanırım...
Ama adamın bir de bu filmdeki halini görün..resmen yaşlandıkça şarap gibi güzelleşmiş...nasıl bir yakışıklılıktır, perdeden gözümü alamadım..
Oyunculuğu da oldukça iyiydi, eğer çok daha iyi bir performans çıkmazsa bu sene hayatında ilk kez Oscar'ı  kucaklayabilir.


Sonuç?
Bence önce kitabı birkaç günde yutup, filme öyle gidin.
Hatta yıllar önce çevrilen Robert Redford'lu "Great Gatsby"yi izleyin, en azından kitaba sadık kalmadığı için Luhrmann'ı suçlamazsınız, zira Robert Redford'lu versiyonun kötü olduğunu söylüyorlar:/

Bol kitaplı, bol filmli ve bol müzikli güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle..
Sevgiler:)



0 yorum:

Yorum Gönder

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email