24 Mayıs 2013 Cuma

, ,

Valentino'nun Fakirhanesi

Valentino benim için kırmızı..
Yani tamam, adam her renk kıyafet yapıyor ama onun alamet-i farikası "kırmızı"
Eminim ki yıldızlar da "kırmızı halı"lı gecelerde bu renk birşey giyeceklerse önce Valentino'ya bakıyorlardır..

Bundan şikayetçi olduğum sanılmasın..
Yani bence her ressamın resimlerinde bir tekniği, bir işareti olduğu gibi, modacıların da -benim gözümde onlar da birer sanatçı- işaretleri olmalı..nasıl Chanel=siyah+inci kolye ise ya da Cavalli denince akla leopar desen geliyorsa, Valentino'nun da kırmızıları olması doğaldır ve güzeldir.

İşte bu Valentino Garavani amca, memleketi olan güzelim İtalya'yı bırakmış, Paris'e birkaç kilometre uzaklıktaki bir banliyöde yaşıyor. Aslında ona da hak vermemek elde değil, çünkü sözkonusu moda ise ve "özgün, alışagelmişin dışında" birşeyler üretmekse, o zaman Fransa'nın havası solunmalı, bu bir gerçek..eğer siz de benim gibi azıcık moda haftalarını takip ediyorsanız, otoriteler en çok Paris Moda Haftası'na önem verirler, gerisi sadece şovdur..

Önce ev bu binadan ibaret sandım, aklım durdu "böyle bir yaşama ne kadar mütevazi bir ev" diye..

Ama sonra kazın ayağının öyle olmadığı anlaşıldı.
Sanırım Versailles Sarayı'nı kiralamadıkları için, o da bu eve taşınmış:))
Bu evde kaç bahçıvan çalışıyor, merak ettim doğrusu..



Evin iç dekorasyonuna gelince..
Uzakdoğu esintisi parçaları çok seviyorum ama fazla olunca ve çok desenle karışınca gözümü yoruyor..bu da öyle olmuş..
Ayrı ayrı bakıldığında her bir parçaya bayıldım ama hepsi birarada beni çok yordu..
Mesela şu kırmızı sehpa..nasıl güzel öyle..


Evin genelinde simetriden bol bol faydalanılmış..
Simetri konumuzu hatırlarsınız
Kanape çok güzel ama o kadar desen arasında kaybolup gitmiş gibi görünüyor..
Ben bu masa ve sandalyelere aşık oldum..benim olsun bunlar!:)
 O kadehlerin, şekerliğin zarifliği nedir öyle..çok şık..


Salonda vitrin fikri beni çok irite ediyor ama bu vitrin çok güzel..ben kitaplık ta yapabilirdim bunu..ya da büyük bir mutfakta muhteşem dururdu..kanapeler de nefis..kırmızı sehpa hala gözümü alıyor:)
Artık bu aralar ne kadar genişse, kütüphane ve koltuk/kanape bile sığmış!:))
Trabzanlara dikkat ettiniz mi? Evin genel konseptine ne kadar uygun..
Bir de binanın dış görüntüsünü hatırlayın..eve girince ne kadar sürpriz dolu..
Valentino Garavani ortağıyla birlikte geçenlerde emekliye ayrılıp, elbiselerinin sergilendiği bir de sanal müze kurmuş. (Yaşlanıp emekli olduktan sonra bir kenara çekilmeyip, kendince üretmeye devam eden insanlara bayılıyorum) İlgilenenler bu adresi ziyaret edebilir
 http://www.valentinogaravanimuseum.com/
Bu da müzenin tanıtım videosu:


2 gün önce Kıbrıs seyahati konulu yazının sonunda sizlerle Georges Moustaki (Jorj Mustaki diye okunur) şarkısı paylaşmıştım, dün gece vefat ettiğini öğrendim:( İzninizle, aynı şarkıyı sizlerle onun anısına yeniden paylaşmak istiyorum, benim çok sevdiğim bir şarkıdır..
Herkese çok keyifli, bol kahkahalı, güzel sofralı bir haftasonu diliyorum!
Sevgiler





5 yorum:

  1. Hımmmmmm. Bu kadar uzak doğu takıntılı olması beni çok şaşırttı. Tezatları kombinlemeye mi çalıştı acaba. Evin dış görünümünden sonra hakikaten böyle bir iş mekan hiç beklemiyor insan. Aynen senin gibi, çok fazla "desen üstü desen" kullandığını düşünüyorum. Ben içini almayayım, bahçesini versin bana :)

    YanıtlaSil
  2. Georges moustakiyi ben de severdim, adının okunuşunu bilmememe rağmen. Sayenizde öğrenmiş oldum ama artık çok geç oldu sanki. Nur içinde yatsın.

    YanıtlaSil
  3. Mine selam:)
    Ben de çok şaşırdım, evin içini 18.YY Louis dönemi eşyalarıyla doludur sanıyordum..yani evin mimarisini görünce öyle düşünüyorsun:)
    Ben de bahçeye bayıldım, hatta "acaba müştemilatı bize verse olmaz mı?" diye düşünmedim değil:))Müştemilat bile fena güzeldir burada:)
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  4. Adsız merhaba:)
    Neden geç olsun Moustaki için? evet öldü, nur içinde yatsın ama şarkıları hep yaşayacak..
    Üstelik hiçbir bilgi için geç değildir, varsın öldükten sonra öğrenmiş olun adının telaffuzunu, hiç önemli değil;)
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. Selam Smyrne,
    Ben bu evde harika kırmızı kadehler ve senin sandalyelerden başka "güzel" göremedim desem aşırı bir yorum olur mu ki:))
    Georges Moustaki ne tesadüf oldu, geçen senin blogda dinlemiştimki haberi geldi.
    sağolasın

    YanıtlaSil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email