26 Temmuz 2013 Cuma

,

Cennette soluklanma

Turizm mesleği dışarıdan göründüğü kadar sevimli değildir.
Mesela "yaz tatili" gibi bir lüksünüz yoktur.
Biz eşimle tek yaz tatilimizi evlendiğimiz yıl yapmıştık, o da zaten bizim balayımızdı:)

Ama kısa tatillerimiz var.
Yani onlara "tatil"den çok "soluklanma" demek daha doğru olur...eşimin izin günlerinde bazen Antalya dışına çıkarak kendimize bir "soluklanma" fırsatı veriyoruz.

Baştan söyleyeyim: bu yazı çokça görsel içerir!
O kadar nefis şeyler gördü ki bu gözler, sadece kendime saklamak istemedim, çünkü güzel olan şeyler paylaşınca daha da güzel..

Geçtiğimiz haftasonu Serkan İzmir'den Kaş'a tatile geldi.
Serkan benim çocukluk arkadaşım...yıllardır hiç kopmadık, kıymetlilerimden biridir.
Onun deyimiyle "Genesis'in I can't dance albümü çıkmadan önce tanışıyoruz" :)
Kaş'a geleceğini öğrenince, eşimin izin gününde basıp yanına gittik.
İyi ki de gitmişiz.
Çünkü Kaş resmen dibimizdeki, farketmediğimiz cennetmiş..

Utanarak itiraf ediyorum: 8 yıldır Antalya'da yaşıyorum, Kaş'a ilk kez gittim.
Aslında eşimin de neredeyse ilk sayılır çünkü en son rehberlik mesleğine ilk başladığı 90'lı yıllarda tekne rehberi olarak gitmiş, hep nefes kesici bir denizi olduğundan bahsederdi.
Üstelik Antalya/Kaş arası sadece 3 saat, tıpkı İzmir/Bodrum gibi.

Kaş'ın Çukurbağ Yarımadası'ndaki Eleni Hotel'e vardığımızda önce biraz soluklanıp, dinlenmek istedik.
Serkan ve arkadaşları harika bir otel seçmişler, çünkü odamızda bizi böyle bir manzara bekliyordu:
Eh ben böyle bir manzarayla karşılaşınca, püfür püfür esen balkonda dinlenmeyi tercih ettim tabii:)
Burada gün batımını izlemek te çok keyifli..
Burası da Kaş'ın merkezi.
Aslında merkezde nefis evler var, fotoğraflarını çekmek istedim ama meşhur Kaputaş Plajı'na gitmek istediğimiz ve çok ta vaktimiz olmadığı için, evlerin fotoğraflarını sonraya erteledim.
Hem bu harika yere yeniden gitmek için bahanemiz olur:)
Ve Kaş'la Kalkan arasında yer alan Kaputaş Plajı..
Biliyor musunuz, ben Kaputaş'ın fotoğraflarını ilk internette gördüğümde "denizin renginin böyle olmasına imkan yok, oynanmış fotoğrafla" demiştim ama denizin rengi aynen fotoğraflardaki gibi!
Kaputaş'ta şezlong yok, şemsiye yok.
Sürekli dalgalı olan bu denize giderken yanınızda şemsiye ve portatif sandalye ya da yere sermek için plaj hasırı gibi birşeyler getirmekte fayda var.
Bu arada dalgalarla boğuşmak yeterince yorucu olduğu için ben yanıma bikinimin üzerine giymek için t-shirt te getirdim, bir de üstümü başımı düzeltmekle uğraşmamak için..sağol Serkan:)
Dalgalar bazen öyle haşin davranıyor ki, sizi suyun altına alıp, dizinizi, dirseğinizi yaralayabiliyor...tecrübeyle sabittir:)
Ama ne kadar hırçın olursa olsun, abartmıyorum, dünyanın en güzel plajlarından biriyle karşı karşıyasınız..
Bu plajın bu kadar bakir kalmasının sebebi, 188 civarındaki -saymadım, söylenenlere göre 186/188 tane - merdivenleri zannımca...aslında merdivenler oldukça alçak, inmesi çok kolay, fakat dalga ve güneşten yorulmuş olan bünyeye o merdivenleri tırmanmak biraz zor geliyor:)
Kaş, Serkan'ın emeklilik günlerini yaşamak istediği tek yer, hep bahseder durur...şimdi bu cennet köşeyi görünce ona hak vermeden edemedim...dilerim en kısa zamanda burada bir yuvası olur..
Bekle beni Kaş, en kısa zamanda seni yeniden görmeye geleceğim..

Hepimize nefis bir haftasonu olsun!
Sevgiler:)

3 yorum:

  1. lovely jubbly fantastic thanks so much

    Look into my weblog :: payday loans

    YanıtlaSil
  2. Ayşeciğim merhaba,
    Arkadaşın serkan ne şanslı..Kaş'a bir kez gitmiştim,güzel yer vesselam.
    Fotoların filtresiz ve bayıldım..
    Genesis ve phil collins hakkındaki düşüncelerimi biliyorsun,bu şarkıyı da severim,iyi geldi yine..
    ben de "who can it be now?/men at work" dinliyordum,eskiye hep rağbet :)
    Öperim sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Şebnemcim selam,
    Ben de bayıldım Kaş'a Şebnem yaa..nasıl bakir, nasıl güzel kalmış..Serkan'ın buraya sıkça geldiğini biliyorum ama taaa 2006'dan bu yana geldiğini öğrenince utandım..hep İzmir'de buluşuruz ama iyi ki bu kez orada buluşmuşuz, muhteşemdi..
    Valla hep söylüyorum, şimdiki Rihanna'lar Britney'ler hikaye, ne varsa eskilerde var ;)
    Ben de öpüyorum Şebnemcim

    YanıtlaSil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email