19 Şubat 2014 Çarşamba

Sütunlu Konak

Çevremdeki herkes bilir, ev konusunda inanılmaz şanslıyım:)
Antalya'ya geldiğim ilk sene, bir süre halamda kaldıktan sonra kuzinimle birlikte ev aramaya başladık..bu evi ilk gördüğümde içim gitti ancak konumu itibarıyla ücretini karşılayamayacağımı düşünüp, emlakçıya ev araştırmaya gittim.

Emlakçı beni ciddi bir sözlü mülakattan geçirdi (nerelisiniz, ne okudunuz, kitap sever misiniz, ne tür müziklerden hoşlanırsınız, vs..) ilk etapta emlakçı hanımın bu kadar soru sorması beni rahatsız etti ancak sebebi sonradan belli oldu.
Benim için Şirinyalı'da uygun bir ev varmış; konumu muhteşemmiş, ev de iyi durumdaymış, doktor ve reklamcı olan ev sahipleri kira gelirinin fazlalığından ziyade, evine iyi bakacak ve diğer komşularla da iyi anlaşacak birini tercih edermiş.

Beni hangi eve götürdüğünü tahmin ediyorsunuzdur sanırım:)
Kapısından içeri girdiğim an evi tutmaya karar verdim..hani görürsünüz ve "işte bu!" dersiniz ya, işte öyle birşey..

Ve Sütunlu Konak (apartmanın ismi Antalya Arkeoloji Müzesi'ne kayıtlı 2 adet sütundan geliyor) benim Antalya'daki ilk evim oldu.
Aynı zamanda da gelin çıktığım ev..
Evin bende inanılmaz anıları var…hepsi de çok keyifli ve güzel anılar..

Bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde kendime çok kızdım, çünkü evin içinde onca zaman yaşadım, evin fotoğraflarını hiç çekmemişim..bir dekorasyonseverin bayılacağı türden detaylar vardı halbuki..vitraylar, çiniler, mermerler, ahşap doğrama giyotin pencereler..

Verandasında Fiko'nun (annem) bir fotoğrafını çekmişim, sadece onu bulabildim ne yazık ki..
 Burası apartmanın cümle kapısı..
İç kapının en üst kısmında nefis bir çini tabaka var ve üzerinde "bu evde yaşayanlar mutlu oldular, bundan sonra yaşayanlar da mutlu olsunlar" gibisinden bir cümle..
Apartman şu anki evimle aynı mahallede olmasına rağmen, uzun süredir önünden geçmiyordum..
Geçenlerde spor çıkışı bu sokağa girmiş bulundum, gördüğüm manzara karşısında içim acıdı..
Çünkü çok bakımsızdı..pencere doğramalarının renkleri solmuş, dış cephe boyası fena durumda, heryeri dökülmeye başlamış..
Zaten mimari konusunda milletçe fena bir zevkimiz var, bu kadar çirkinlik içinde böyle güzel şeylerin de korunmaması çok üzüyor beni…


O günleri hatırlatan güzel bir şarkı..

8 yorum:

  1. Ah Smyrneciğim yaramı deştin, ben Adapazarlıyım, bir ayağımız orada, evimiz açık gidip geliyoruz. Malum depremde tarihi yapılarda çok zarar gördü. Bizim mahallenin bir Suat Halası vardı, harika bir ahşap evleri 3 dönüm bahçe içinde. Sağ olduğu müddetçe evi korudu, geçen yıl emri hak vaki oldu. Ev satışa çıktı, ama ben alanların evi yıkabileceğini hayatta düşünmezdim, hem tarihi eser olarak koruma altına alınmış sanıyordum. Bir duydum ki evi alan (herhalde müteahhit) sokmuş buldozerleri, yıkmış gıcır gıcır, bakımlı ahşap konağı. Yıkılan tarih haberi yok. Nasıl geçeceğim artık oradan içim acımadan!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :( çok üzüldüm rehber..
      bu konuda da sınıfı geçemiyoruz işte..
      eski ev sahibim çok bilinçli, evin değerini çok iyi bilen bir beyefendi, eminim ki en kısa zamanda ev için en iyisini yapacaktır..
      ama biz tarihimize, kültürel değerlerimize hiç sahip çıkmıyoruz, çok üzülüyorum..
      sanırım halı konusunda bahsetmiştim, artık Hereke halılarının Çin'de üretildiğini, Hereke adında bir köy kurulduğunu biliyor muydun..
      Suat Hala'nın mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın..

      Sil
  2. Hereke konusunda ciddi misin? Heh tabii ki ciddisin:(
    Nerelere gidelim biz?
    Suat Hala için bir post hazırlamak aklıma düştü. Allahtan bizim şehrin fotoğrafçıları evinde çekim yapmışlardı.
    Senin sütunlu evi sevdim, bakarsan bağ...
    Bu arada cümle kapısı, giyotin pencere gibi zengin tanımlamaların gözümden kaçmadı.
    Sevgiler.
    He bu arada bana yorum yapınca burada belirtir misin, google+profiline geçtim ve hiç beğenmedim.Yorumlarda çıkmıyor sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rehber,
      Kesinlikle Suat Hala'nın evi için bir yazı hazırlamalısın, hem onun anısına da güzel bir selam olur..
      Dün yazını okuyamadım, birkaç gündür hep misafir var..cumartesi de misafirim geliyor 1 haftalığına, o yüzden bugün okuyacağım inşallah..ve evet tabii ki yorum yaparım ve haber veririm;)
      Sevgiler

      Sil
  3. Bazen insan yasadigi anlarin degerini, kiymetini bilemiyor. Benimde ahh keske o zaman ... dedigim oyle cok sey varki .. Yine de orada yasadiginiz icin ve hala o guzel anilari taze tutabildiginiz icin sanslisiniz..
    La Boheme zevkle izledigim bir opera .. Ne iyi geldi tekrar hatirlamak ..Montmartre'da bir cati katinda hep yasamak istemisimdir ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayfer Hanım merhaba,
      Evet çok nefis anılarım var, nişanım, isteme törenim, kına gecem, arkadaşlarla yaptığımız sabahlamalar..daha neler neler :) çok keyifli ama işte bu hafta öyle bakımsız görünce içim acıdı biraz, haksızlık edildiğini düşündüm:(
      La Boheme lise yıllarında en sevdiğim şarkılardan biriydi..o evde de akşam üzeri mumlar yakılır, birer kadeh rose/beyaz yudumlanır, Aznavour, Piaf, Dassin falan dinlenirdi..güzel günlerdi..
      Montmartre çok güzeldir de ah bir de bitmek bilmeyen merdivenleri olmasa…:)
      Sevgiler

      Sil
  4. Hakikaten çok güzel bir evmiş Ayşe. Bende de önceki evlerimin resimleri neredeyse hiç yok. Allahtan blog yazmaya başladım da bu evi bol bol fotoğraflıyorum. Hele İstanbul'da 3 yıl kadar harika bir çatı katında yaşamıştım. O dönem dergici arkadaşlarım bir dekorasyon dergisinde yayınlamaya falan kalkışmışlardı ama şimdi dönüp bakıyorum da o evden tek bir kare bile yok..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayşegül selam,
      Şu blogu yazmaya keşke daha önce vakt bulup yazabilseydim, o zaman daha çok fotoğraf çekerdim:/
      Keşke arkadaşlarının yayınlamasına izin verseydin, en azından o günlerden hatıralar kalırdı..
      Bu arada "bizim evin yeni kızı Şaziye" yazımdaki sümbülleri gördün mü..aslında onlar senin de eserin, tekrar teşekkür ederim:)
      Sevgiler

      Sil

Ben kimim?

Ben kimim?
Bu kız İzmir/Paris/Antalya hattını, sıcakkanlı insanları, Amelie Poulain tarzı iyimserliği, seyahati, daha çok seyahati, Fransızca'yı, şansonları, edebiyatı, country mutfakları, antika eşyaları, dekorasyonda beyazla diğer her rengi karıştırmayı, midye, boyoz ve tüm deniz mahsullerini, modayı, dost ortamına hazırlanan keyifli sofraları, estetiği, naneli dondurma başta olmak üzere naneli olan her ürünü, İtalya'yı, bleu/blanc çılgınlığını, toile de jouy'nin büyüsünü, sanatı, yazı, naneli americano tadını, yarenle içilen sakızlı Türk Kahvesi'ni, yeşil çayı sever.

Instagram

Facebook

Iletişim

smyrnetalyaa@gmail.com

Follow by Email